28 Şubat 2008 Perşembe

:: Bahar geliyor...


ESA-Themis sisteminden alınan, "iritermal UV (Ultraviyole) doz haritası"
Son bir haftada 1 kademelik yükseliş oldu.
UV miktarı yaaş yavaş artıyor.


Kaynak : ESA/THEMIS

25 Şubat 2008 Pazartesi

:: NASA, STS-123...


STS-123 görevi konusundaki bilgi seviyenizi ölçmek ve arttırmak için bir test'den geçmek isterseniz burayı tıklayınız.

Çok zor olmayan bu soruların hepsine doğru yanıt vermeniz durumunda, adınıza aşağıdaki gibi bir sertifika oluşturuluyor.

:: Endeavour, Japon Kibo modülünü İstasyona taşımak için hazırlanıyor...

STS-122 henüz tamamlanmışken, STS-123 görev hazırlıkları bütün hızıyla devam ediyor...

STS-122'de, ESA'nın Columbus modülü istasyona taşınmıştı, STS-123 görevinde ise Japon Uzay Ajansının Kibo Modülü İstasyona taşımak...

Hedef fırlatılma tarihi : 11 Mart 2008
Hedef fırlatılma saati : 08:28 (T.S.İ.)


Kaynak : NASA

:: Güneş Aktivitesi...


Dün, Güneşin arka yüzünün kuzeydoğu bölgesinde bir patlama meydana geldi...

Yukarıdaki görüntüde patlamanın ardından oluşan CMEs (Koronal Kütle Atımı) görülüyor...

Gelecek hafta bu patlamanın kaynağını görebileceğiz (Sönümlenmezse...)

Kaynak : Spaceweather

:: Harvard'dan izlenimler...

Musluk tesisatçılığından büyük paralar kazanmış olan Charles R. Crane’in, Stalin’in Rus Ortodoks Kilisesine karşı açtığı savaşta eritilmekten kurtardığı ve 1930 sonyazında Harvard Üniversitesi’ne bağışladığı 18 değişik boydaki çan, geçen yaz Moskova’daki Danilov Manastırına iade edilmiş.

Harvard Üniversitesi
Harvard dünyanın en ünlü üniversitelerinden biri

13 Tonluk olanından 10 kiloluk olanına kadar toplam 26 tonluk bronztan yapılma tarihi çanlar, anavatanlarında çalmaya başlarken, Rusya’nın güney batısındaki Voronij bölgesindeki Vera dökümhaneleri tarafından aslına uygun şekilde yeniden imal edilen yeni çanlar yakında yine Harvard Üniversitesine dönecekmiş.

Lowell House Çanları’nın macerasını öğrendim Harvard Üniversitesinin bulunduğu Cambridge’e gelir gelmez. Cambridge, son üç haftadır alışmaya başladığım Amerikan yerleşim merkezlerinden çok farklı göründü ilk bakışta. Fena halde İngiliz, epeyce, Oxford ve asıl Cambridge karışımı, ama canlılığıyla, biraz da Londra’nın Hamstead’i adeta.

Harvard ve Harvardlılar

‘İçindekiler’in bazıları, bazen kuşkulu karşılasa da, Harvard dünyanın en iyi üniversitesi kabul ediliyor. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin değil, dünyanın en seçme öğrencileri buradaki fakültelerde eğitim görüyor.

Birkaç gündür kaldığım Lowell House’un yemekhanesinde gözlerim ‘gerçek Amerikalı’ arıyor. Günümüzün bir örnek gençleri arasında, belli bir topluluğu saptayabilmek artık çok güç.

Siyasi çizgilerini anlayabilmek, kime, niçin oy verdiklerini ya da Kasım’da kimi ‘Başkan’ olarak yeğleyeceklerini öğrenebilmek için, açık açık sormaktan başka çare yok.

“Aranızda hanginiz Amerikan vatandaşı?”

Birçoğu Amerikan vatandaşı ama yine birçoğu ikinci kuşak, yeni göçmenlerin çocukları. Vietnam’dan, Sırbistan’dan, Irak’tan, İsviçre’den, Belarus’tan, Çin’den, İsrail’den gelen gençler bunlar, ilk aşamada karşılaştıklarım.

Ama artık Vietnamlılığı, Sırplığı, Irakılılığı, İsviçreliği, Belarusluğu, Çinliliği, İsrailliği, bir temel kimlik olarak görmüyorlar. Bütün bu ‘dünyayı kurtarma konusunda iddialı fikirlere sahip’ gençlerin ortak şemsiyesi Amerikalılık.

Anne ve babaları, görece yakın yıllarda Amerika’ya göçmüş olan ‘yeni Amerikalı’ gençler, kendilerini kayıp kuşak olarak da görmüyorlar.

Ama Iraklı bir Süryanî ailenin kızı olan Arbella, kayıp kuşak olmadığından emin görünse de, yine de, “Amerikalı olmak ne demek, anlamak istiyorsanız, geldiğiniz yere dönüp biraz olsun kalmanız gerek. Aslında Iraklı olduğunu sanıyor insan ama, Suriye’de, Ürdün’de seyahat ederken, size tam anlamıyla Amerikalı gözüyle bakılıyor. Değerleriniz, bakışınız Amerikalı…” diyor.

Arbella Irak’a gidememiş. Oysa yakınları var hala Irak’ta.

Siyasi tercihler

21.Yüzyılın 20’li yaşlardaki Amerikan vatandaşları Eski Dünya’daki yaşıtlarına kıyasla, çok daha siyasî. Belki de bu yıl böyle bu...

Çoğunun, yeni Başkan’dan bir çıkış yolu bulmasını istediği en önemli sorun, Irak.

Ama Afganistan pek gelmiyor akıllarına. Balkanlardaki yeni gerilimleri de çok dikkatle izlemiyor gibiler. Darfur’da yaşananlara bir çözüm getirilmesini isteyen de çıkmadı karşıma nedense.

Harvard’da lisans ve lisans üstü eğitim yapan, büyük olasılıkla yarısı varlıklı ailelerin çocukları, birçoğu da, en azından İngiltere’yle kıyaslandığında cömert sayılabilecek burslara sahip gençler, ekonomik durgunluktan korkuyorlar. Benzin fiyatlarının daha da artmasından korkuyorlar. İş bulamamaktan korkuyorlar. Terörden korkuyorlar.

Ama iklim değişikliğinden tedirgin olanlar çok fazla değil. İklim değişikliği konusunda kendisini sorumlu hissedenler de pek fazla görünmiyor.

“Benim için vergilerin düşük tutulması çok büyük önem taşıyor” diyor uzun boylu, Fransızların ‘bcbg’ tanımlamasına uyan 28 yaşındaki bir genç. ‘İyi sınıftan, iyi giyimli’ diye çevrilebilir sanırım ‘bcbg’... Seçkin aile çocuğu kısacası. Harvard’da hukuk doktorası yapıyor olmanın kıvancı seziliyor konuşmasında. Ona soramıyorum nedense, asıl sormak istediğim soruyu.

Yanı başındaki bir arkadaşı daha liberal, daha dünya dertleriyle ilgili görünüyor. Obama’cı olduğunu da duyunca, soruyorum.

Bu seçkin çevrede siyahlara karşı ayrımcılık hala var mı?

Yanıtı, zaten o tarihi yemekhanedeki gözlemlerimi doğrular nitelikte.

‘Bakın’ diyor, ‘çevremizde beyazlarla birlikte oturan kaç siyah görebiliyorsunuz?’

Tek tük siyah genç yine diğer siyah gençlerle birlikte oturuyor genellikle.

Harvard Hukuk Fakültesi mezunu Michelle Obama’nın bir haber dergisine verdiği mülakatı anımsıyorum, 20-25 yıl önceki üniversite yıllarında yaşadığı soyutlanmışlığı anlatıyordu.

Burası Harvard.

“Kime oy vereceğimi bilemiyorum. Obama’nın deneyimsizliği beni kaygılandırıyor ama herkesin gözü önünde karısını aldatmış bir adamı kabullenmiş bir kadına oy vermek de içime sinmiyor” diyen 21 yaşındaki Wisconsin’li Sammy de burada okuyor.

“Ailem geleneksel olarak muhafazakardır. Ben henüz kararımı veremedim ama McCain’in önderliği hoşuma gidiyor.” diyen Anuş da.

Lowell House’un bahçesi diz boyu karla kaplanırken, gelecek hafta yemekhanede sahnelenecek olan operayı kaçırıyor olmama hayıflanıyorum.

Kaynak : BBC

23 Şubat 2008 Cumartesi

:: Ulysses, Operasyon Tamam!...

ESA ve NASA'nın yürüttüğü
Ulysses projesi birkaç ay içerisinde durdurulacak.

Ulysses Proje 17 yıl sürdü,

Ulysses, 1990 yılının Ekim ayında Discovery Uzay aracı ile yörüngeye taşınarak, kendi itici motorlarıyla esas yörüngesine geçti...


Ulysses, güneş dinamiklari ve etkileri ile ilgili araştırma yapmak amacı ile yollanmıştı...

http://ulysses.jpl.nasa.gov/
http://www.nasa.gov/topics/solarsystem/features/ulysses-20080222.html
http://encyclopedia.farlex.com/Ulysses



Kaynak : NASA

21 Şubat 2008 Perşembe

:: 21 Şubat 2008 Tam Ay Tutulması...


20 Şubat'ı 21 Şubat'a bağlayan gece tam Ay tutulması meydana gelecek. Hava açık olursa, tam tutulma evresi Türkiye'den Ay batarken izlenecek. Ay Dünya'nın gölgesinden çıkmadan yani tutulma bitmeden Türkiye'de batmış olacak. Tutulmanın tamamı Avrupa ve Afrika'nın batısıyla, Kuzey ve Güney Amerika'dan gözlenebilecek. Dünya üzerinde herhangi bir coğrafik konumda bulunan bir gözlemcinin Ay doğduktan sonra veya batana kadar tutulmanın hangi evrelerini görebileceği yandaki haritada verilmiştir. Haritayı daha büyük görmek için üzerine tıklayın.
Ay her dolunayda, Dünyanın Güneşi görmeyen arka yüzünden uzaya uzanan gölgesinin yakınlarından geçer, uygun koşullar oluştuğunda bu gölgenin içine girer, gölgeden geçiş biçimine göre bu sırada ya gölgeli, ya parçalı ya da tam Ay tutulması meydana gelir. 20 Şubat'ı 21 Şubat'a bağlayan gece de tam Ay tutulması için uygun koşullar oluşmaktadır.
Türkiye saati ile 02:34' de Ay Dünyanın yarı gölgesinin içinden geçmeye başlayacak, bu sırada yansıttığı güneş ışığı giderek azalırken sarımsı bir renk alacaktır. 03:42'de Dünyanın tam gölgesinin içine girmeye başlayacak rengi yavaş yavaş koyu bakır kırmızısına dönerken 05:00'de tamamen tutulmuş olacaktır. Ay'ın tamamen kızardığı tam tutulma evresi yaklaşık 51 dakika sürerken, Türkiye'de batı ufkunda görülebilir bir yükseklikte olacaktır. Tam gölgenin içinden 05:51'de çıkmaya başlayacaktır. Bu sırada Ay doğu illerimizde batmış batı illerimizde de batmak üzere olacak, tutulma başlamadan önceki parlaklığına kavuşamadan da Türkiye'nin tamamında batmış olacaktır. Hava bulutlu olmazsa tam tutulma anı Ay'ın görülebildiği her yerden çıplak gözle izlenebilecektir.


Starry Night Deluxe programıyla hazırladığımız animasyonda 20-21 Şubat gecesi geceyarısından sonra gün aydınlanana kadar Ay'ın İstanbul'daki konumu ve tutulmanın safhaları canlandırılmıştır. Animasyonu görmek için buraya tıklayın ( 944Kb).

http://sunearth.gsfc.nasa.gov/eclipse/OH/OH2008.html

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi