18 Mayıs 2007 Cuma

:: Küresel ısınma Karadeniz'i Akdeniz yapacak...

Akdeniz'de yaşayan, Karadeniz ve Marmara'da 20 yıl önce nadir görülen sardalye, kupes ve salpa gibi balıklar, artık bu denizlerde daha sık görülmeye başlandı Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından hazırlanan ''Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri'' raporunda, küresel ısınma nedeniyle Karadeniz'in giderek Akdenizleştiği belirtilerek, ''Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak ya da duracaktır. Bu da ülkemize zarara ve birçok balıkçı ailenin işsiz kalmasına yol açacaktır'' denildi.

TÜDAV'ın resmi internet sitesinde yayınlanan ''Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri Raporu''nda, ulusal iklim değişimi çalışmalarına göre geçen yüzyılda deniz seviyesinin küresel ölçekte 10-20 santimetre yükseldiği, bu yüzyılda ise deniz seviyesinin 40-60 santimetre daha yükseleceğinin öngörüldüğü belirtildi.

Bunun ağırlıklı olarak küresel ısınmadan kaynaklandığının vurgulandığı raporda, bu değişimden en çok Maldiv ve Tuvalu gibi ada devletlerin etkileneceği, Bangladeş'te ise toplam ülke alanın yüzde 12-28'sinin kaybedileceği vurgulandı.

-TÜRKİYE'DE NELER OLACAK?-

Türkiye'de küresel ısınmanın denizleri çok yönlü etkileyeceğinin belirtildiği raporda, şu görüşlere yer verildi:

''Küresel ısınmanın denizlerimize etkisini sadece biyoçeşitlikteki değişime indirgeyemeyiz. Bozulan atmosferik ritm ile denizlerimizde daha farklı bir rüzgar ve akıntı sistemi ortaya çıkacak, bazı limanlarımızda ulaşım aksayacak, balıkçı filolarımızın ve her türlü deniz araçlarının seyri zorlaşacak, balık çiftlikleri şiddetli dalgalara maruz kalacak, adalara ulaşım aksayacak, deniz ortamı kara alanından daha riskli bir hal alacaktır. Böylesi bir felakete hazırlıklı olanlar denizlerde bayrak gösterirken hazırlıksız yakalananlar ya ciddi acılar yaşayacak ya da karaya hapsolarak denizi seyretmek zorunda kalacaktır. 27 ilimizin deniz kıyısında olmasından dolayı bu illerimizdeki kıyı yapıları, balıkçılık, turizm gibi ticari faaliyetleri ciddi zarar görecektir.

Nüfus artışının yüzde 2,1 olduğu ülkemizde denizlerimiz hala bir protein deposu iken küresel ısınma ile ortaya çıkacak sorunlar geleneksel balık avcılığına, av türlerine ve yöntemlerine ciddi bir darbe vuracaktır. Bununla birlikte bunun hangi bölgelerde ve hangi şiddette olacağını şimdiden söylemek mümkün değil. Hazırlık ise yok.''

-AKDENİZ TROPİKALLEŞİYOR-

TÜDAV'ın raporunda, Süveyş Kanalı yoluyla birçok türün Akdeniz'e girdiği ve hala girmeye devam ettiği belirtildi.

Akdeniz'de bulunduğu bilinen 650 balık türünden 90'ının havzanın yeni müdavimleri olduğu ifade edilirken bunlardan 59 türün Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz'e girdiği vurgulandı.

Halen 300 civarında Kızıldeniz kökenli denizel türün Akdeniz'de olduğuna işaret edilen raporda, ''Ülkemiz sularında tespit edilen Hint Okyanusu kökenli balıkların sayısı şimdiden 30'un üzerindedir ve bunların arasında ticari değere sahip olanlar balıkçılarımızca avlanmaktadır. Sadece İskenderun Körfezi'nde avlanan yabancı türler toplam avın yüzde 20'sini oluştururken bu oranın yakın zamanda artması beklenmektedir'' denildi.

Bu türlerin Doğu Akdeniz'e girmesi ve koloni oluşturup yerli türlerle alan rekabetine girmesinin ana nedenlerinden birinin Akdeniz'deki su sıcaklığının artışı olduğunun belirtildiği raporda, şu görüşlere yer verildi:

''Akdeniz'de artık tropikalleşme yaşanmaktadır ve bu tüm havzayı etkilemektedir. Daha şimdiden, tropikal türlerden olan ve katil yosun olarak bilinen caulerpa taxifolia türü yosun ile bir çok balık havzada başarılı bir şekilde gelişmekte, hatta alan kazanmaktadır. Çünkü Batı Akdeniz'de son 10 yılda yüzey suyu sıcaklığı 0,2 santigrat derece artmıştır. Bu artış 13 santigrat gibi sabit bir sıcaklıkta yaşamaya alışan derin deniz balıkları için tehdit oluşturmaktadır. Akdeniz içinde Doğu Akdeniz her zaman daha sıcak bir bölge olmuştur. Öyle ki, bazen yaz aylarındaki yüzey suyu sıcaklığı 28-29 santigrat dereceyi bulur. Bu sıcaklıklar kış aylarında bile her zaman 20 santigratın üstünde su sıcaklıkları bildiğimiz tropik denizleri yansıtmaktadır.''

-KARADENİZ, AKDENİZ OLUYOR-

Raporda, Akdeniz'de deniz suyundaki sıcaklık artışlarının göçmen türler için de tehlikeli olduğu belirtildi. Bu değişimin devam etmesi halinde sıcaklık artışına duyarlı olan veya dar sıcaklık aralıklarında üreme yeteneğine sahip deniz türlerinin üreme dönemlerinin değişmesi ve dağılım alanlarının alt üst olmasının kaçınılmaz olduğunun vurgulandığı raporda, ''Son yıllarda Orta Akdeniz ve Ege Denizi'nde de görülen yumuşak mercanların (Gorgonlar) ölümü de küresel ısınmayla ilintilidir'' denildi.

Akdeniz'de yaşayan, Karadeniz ve Marmara'da 20 yıl önce nadir görülen sardalye, kupes ve salpa gibi balıkların bu denizlerde daha sık görülmeye başlandığına da dikkat çekilen raporda, şu görüşlere yer verildi:

''Hatta bu balıkların İğneada gibi Batı Karadeniz'de avcılığına başlanması deniz suyu sıcaklığının artışıyla ilişkilendirilmektedir. Yine gün balığı türü balıkların artık Marmara Denizi'nde de görülebilmesi, dağılımının Akdeniz'in güneyinden daha kuzeye çıkması, küresel ısınmasın etkileriyle açıklanmaktadır. Sıcağı seven arbacia lixula denilen bir tür deniz kestanesinin Kuzey Ege ve Marmara Denizi'nde yoğun olarak görülmeye başlanması, bu denizlerdeki faunal değişimin öncü işareti olarak değerlendirilmektedir.

Diğer yandan, Karadeniz'in Akdenizleşmesi süreci devam etmektedir. Karadeniz'de Akdenizleşmenin hızlanması ve bir çok yeni türün bu denize girmesi ve besin zincirini değiştirmesi önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşebilir.''

-KARADENİZ'DE BALIKÇILAR İŞSİZ KALABİLİR-

Raporda, yaşanan gelişmelerin ardından Karadeniz'deki av kompozisyonunun da değişeceği vurgulandı. Bu gelişmenin,''yüzyıllardır geleneksel hale gelmiş Karadeniz balıkçılığının değişime uğraması'' anlamına geldiğinin belirtildiği raporda, küresel ısınmanın etkisiyle Karadeniz'deki hidrojen sülfür tabakasının kalınlığının da değişebileceğine işaret edildi.

Raporda, ''Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak ya da duracaktır. Bu da ülkemize zarara ve birçok balıkçı ailesinin işsiz kalmasına yol açacaktır'' denildi.

Karı hedefleyen üretim anlayışının dünyayı ve insanlığı bir kaosa götürdüğünün de belirtildiği raporda, şu ifadeler kullanıldı:

''Mevcut üretim ilişkisiyle gezegenimizde tüm canlıların geleceği tehlike altına girmiştir. Küresel iklim değişikliği yaklaşık 200 yıllık sanayi devrimi ve bunu izleyen kapitalist üretim süreçlerinin bir sonucu olduğuna göre, bu süreçlerin yeniden değerlendirilmesi ve tüm canlılığın mutluluk ve refahına göre dizayn edilmesi gerekir. Aksi takdirde, suyu ısınan okyanuslar, denizler veya dünya değil, buna neden olan biz insanlar ve hiçbir suçu olmayan diğer canlılar olacaktır.''

:: 19 Mayıs 2007 Gökyüzünde Türk Bayrağı...

:: Bu ay fotoğrafında birşey fazla! :)


Altta göreceğiniz 9 adet gölge ISS'ye (Uluslararası Uzay İstasyonuna) ait...

17 Mayıs 2007 Perşembe

:: Galaktik Fosil...


Daha önce haberini yayınladığımız HE 1523-0901 yıldızının yeni bir görüntüsünü Anthony Ayiomamitis (Atina / Yunanistan) almış...

Fotoğraf 13 Mayıs'da çekilmiş...

Galaksimizdeki HE 1523-0901 13.2 milyar yaşında ve büyük patlamadan sadece 500 milyon yıl sonra oluşmuş...

HE 1523-0901 yıldızı 11 şiddetinde bir şiddete sahip...


Teksas Üniversitesinden Anna Frebel, Carbon 14 tarihlemesine benzer bir metot kullanarak HE 1523-0901 yıldızı radyoaktif toryum ve uranyum elementleri bakımından zengin olduğunu keşfetmiş...

Konuyla ilgili makale : http://arxiv.org/PS_cache/astro-ph/pdf/0703/0703414v1.pdf

Daha fazla bilgi : http://mcdonaldobservatory.org/news/releases/2007/0510.html
http://en.wikipedia.org/wiki/HE_1523-0901
http://www.perseus.gr/Astro-Star-Oldest-HE-1523-0901.htm
LIBRA (Terazi) : http://www.astro.uiuc.edu/~kaler/sow/libra-p.html

Kaynak : Spaceweather

Yorum : Yıldızın yaşlı olmasını ilk 500 milyon yılda oluşan ilk yıldızın başlangıçtaki kütlesinin küçük olmasına bağlayabiliriz, ancak içeriğindeki radyoaktif elementler işi bozuyor... Bu elementlerin oluşması bildiklerimize göre bir süpernova patlaması gerektiriyor (Çekirdekte oluşacak en büyük element demir...)...

Bir olasılıkta çevredeki diğer yıldızların oluşturduğu süpernova patlamasından oluşan radyoaktif parçacık sağnağına maruz kalması...

Ama yinede bu kadar uzun yaşamayı başaran bir yıldız için oturup başlangıç H (Hidrojen) kütle değerinin hesaplanması ile başlanabilir...

:: İnsansız Kargo gemisi ISS'ye kenetlendi...


Ekip 15'e 2.5 ton ağırlığında lojistik (Yakıt, Hava, Su ve donanım) taşıyan kargo gemisi Salı günü istasyona kinetlendi...

Kaynak : NASA

:: Atlantis yine fırlatma rampasında...


Atlantis, Salı günü Fırlatma rampası 39A'ya taşındı...

30 ve 31 Mayıs'da uçuş kontrol fırlatma onayını verecek...

Kaynak : NASA

:: Estonya'ya siber saldırı...

Baltık cumhuriyetlerinden Estonya, yaklaşık üç haftadır siber saldırı altında olduğunu duyurdu.

Estonya Hükümeti, devlet kurumlarıyla birçok özel işletmenin internet sitelerini çökerten bu saldırıdan Rusya'yı sorumlu tutuyor.

Zira hükümet, bu saldırıların, başkent Tallin'deki tartışmalı savaş anıtının kaldırılmasından sonra başladığını söylüyor.


Kızıl Ordu anıtı birçok Estonyalı için baskıcı Sovyet dönemini simgeliyor.

Rusya ve Estonya'daki Rus azınlık ise, anıtın faşizme karşı mücadeleyi temsil ettiğini söylüyor.

Moskova, anıtın kaldırılmasını Estonya'yı Nazi işgalinden kurtarmaya çalışırken ölen Sovyet askerlerine hakaret olarak yorumluyor.

Anıt, aylar süren tartışmalar ardından 27 Nisan'da kaldırılmış ve Moskova-Tallin ilişkileri gerilmişti.

Kızıl Ordu anıtının kaldırılmasından sonra Rus azınlığın protesto gösterileri sırasında bir kişi ölmüş, 100 kişi yaralanmış, 1300 kişi de tutuklanmıştı.

Estonya Hükümeti, internet sitelerine yönelik saldırıların anıtın kaldırılmasının hemen ertesinde başladığını söylüyor.

Siber saldırıda, Estonya Cumhurbaşkanlığı, parlamento, birçok bakanlık siyasi partiler ve bankalarla diğer işletmelerin internet sitelerinin hedef alındığı, aşırı yüklenme nedeniyle ana işlemcilerin çöktüğü ve ülkenin dış dünyayla bağlantısının kesilme noktasına geldiği belirtiliyor.

Estonya Savunma Bakanlığı, saldırının farklı ülkelerden yöneltildiğini ancak bazılarının Rus devletine ait ana bilgisayarlardan yönlendirildiğini söylüyor.

Rusya'daki bazı internet sitelerinde de Estonya internet sitelerinin nasıl çökertilebileceğine ilişkin bilgilerin yer aldığı belirtiliyor.

Bakanlık, sorumluların bulunabilmesi için NATO ve Avrupa Birliği uzmanlarından yardım istendiğini ancak Rusya'yla bir işbirliğinin söz konusu olmadığını vurguladı.

Tallin Hükümeti "Rus saldırganlığının" Samara kentinde yarın başlayacak Avrupa Birliği-Rusya zirvesinde ele alınmasını istedi.

BBC'nin sorularını yanıtlayan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise, iddiaları "gerçek dışı" olarak niteledi ve Estonya'ya yönelik siber saldırıda Rusya'nın sorumluluğu olmadığını söyledi.
Kaynak : BBC