11 Ocak 2007 Perşembe

:: NASA Mars deneylerini yanlış mı yaptı?

ABD’nin Seattle kentinde düzenlenen Amerikan Astronomi Vakfı toplantısında görüşlerini sunan Alman astrobiyologlar Dirk Schulze-Makuch ve Joop Houtkooper, 1976 ve 1977’de Mars’a gönderilen Viking uzay araçlarının bilimsel sonuçlarını değerlendiren NASA araştırmacılarının, bulguları yanlış anladığını, iddia etti. Alman araştırmacılar, Mars’ın su ve hidrojen peroksite (H202) uygun mikro-organizmalara ev sahipliği yaptığı tezinden hareketle Viking seferlerinin doğru değerlendirilemediğini savunuyor.

Mars gibi çok soğuk ve kuru bir ortamda da, su ve hidrojen peroksit karışımına alışkın mikro-organizmalar yaşıyor. Alman bilim insanları, sudaki yoğunlaşmasına göre, H2O2’nin sıfırın altında 56 santigrat derece’de de sıvı kalabildiğini, H2O2’nin atmosferde bulunan su buharını çekme özelliği sayesinde, sıvı suyun ender olduğu Kızıl Gezegen’de yaşama uygun ortam yarattığını vurguluyor.

NASA DENEYLERİ YANLIŞ YAPTI
Alman astrobiyologlar, Viking seferlerinin verilerinin bilimsel deneylerdeki kullanımında Marslı mikro-organizmaların bilmeden tahrip edilmiş olabileceğini iddia ediyor. Schulze-Makuch ve Houtkooper, o dönemde yapılan bir dizi kimyasal deneye dayanarak, Mars toprak örnekleri üzerine dökülen suyun H2O2’ye bağlı bu organizmaların boğulması veya yanmasına neden olmuş olabileceğini öne sürüyor. Almanya’nın Giessen kentindeki Justus-Liebig Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, Dünya’daki bazı mikro-organizmaların da hidrojen perokside tolerans gösterdiğini, bu durumun Mars için de geçerli olabileceğinin altını çiziyor.

HİDROJEN PEROKSİT
NASA uzmanları, Viking uzay araçlarının sağladığı veriler üzerinde 1970’li yıllarda Mars’ta varlığı bilinmeyen H2O2 ortamında mikro-organizmaların olup olmayacağı konusunda araştırma yapmamıştı. Dünya’da, hidrojen perokside dayanıklı canlıların olduğu ancak 1990’dan sonra anlaşılmıştı. Bilim insanları, çamaşır suyunun da ana bileşenlerinden hidrojen peroksidin Mars’ın erken evrelerinde canlı yaşam formları üzerinde öldürücü etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Kaynak : NTVMSNBC

:: Kötü Amaçlı Yazılımları Temizleme Aracı (KB890830)

Windows İşletim Sisteminizi İnternette yaygın olarak bulunan virüslere karşı, hızlı biçimde taramak için , "Kötü Amaçlı Yazılımları Temizleme Aracını" kullanabilirsiniz.

Programı indirmek için tıklayınız...

:: Outlook Güvenlik Açıkları...

Etkisi: Uzaktan kod çalıştırma
Etkilenen yazılımlar: Outlook 2000, 2002, 2003
Microsoft, Outlook yazılımındaki aşağıda belirtilen açıklar ile ilgili olarak yama çıkardı:
Microsoft Outlook VEVENT açığı - CVE-2007-0033 - Uzaktan Kod Çalıştırma
Microsoft Outlook DoS açığı - CVE-2007-1305 - Servis Kullanımı Engelleme
Microsoft Outlook Gelişmiş Arama açığı - CVE-2007-0034 - Uzaktan Kod Çalıştırma

Çözüm:
Kullanıcılar Microsoft Update sitesinden güncelleme yapabilirler.
Sistem yöneticileri ilgili yamaları Microsoft Güvenlik Bülteni MS07-003'den indirebilirler.

Kaynak:
http://www.microsoft.com/technet/security/bulletin/ms07-003.mspx?pubDate=2007-01-09
Olympos

:: Bir Yıldız öldüğünde...


:: 1987A Süpernovası...


:: Atmosfer PENCERESİ (Radyo Astronomi serisi...)

Atmosferdeki Atom ve Moleküllerin gelen kozmik,gama,x ve morötesini absorblaması sonucu ışınımın bir kısmını geçiren pencereye, Atmosfer Penceresi adı verilir. Bu pencere yüzünden ışınımların şiddetinide bağlı olarak; Kozmik,Gama,X ve moröetesi bölge ile bazı yerlerde görünür bölgenin bir bölümünüde engelleyerek gözlemi engeller. Bu görünmeyen bölgelerin gözlemi uzay çalışmaları ile kısmen aşılmıştır. Atmosfer Penceresi 15MHZ ile 600GHZ (20m ila 0.5mm) arasında tanımlanır ve coğrafya hava koşullarına göre değişebilir. Örneğin radyo penceresi, deniz düzeyindeki bir teleskop için, iyonküreye (iyonosfer) bağlı olarak ,yaklaşık 15 MHZ'den başlayıp, havakürede diğer kimyasal elementler tarafından, özellikle oksijen(O2) ve su buharı(H2O), yaklaşık 100GHZ dolayında sınırlanır. Daha yüksek frekanslarda Gözlem yapabilemek için, radyo teleskopların da tıpkı optik kardeşleri gibi yüksek dağlara yerleştirilmesi gerekir. 15MHZ-100GHZ (20 metre ile 3 milimetre) aralığındaysa böyle bir zorunluluğu yoktur. Dağdaki bir radyo teleskopla 0.5milimetre dalgaboyuna kadar ölçüm alabilir. 0.1milimetre ve altındaki ölçümler yapabilmek için radyopencersini genişletmek gerekir, bunun içinse bir uçağa teleskop yerleştirip yükselmek gerekir.

Optik Pencere, Metrenin Milyonda 0,3'ü ile 0,8'i arasındadır; yani radyo penceresi optikten çok çok daha geniş bir aralığı kapsar (optik pencereden yaklaşık 1 milyon kat daha geniş). O yüzden radyo bölgesi daha çekicidir.

10 Ocak 2007 Çarşamba

:: Radyo Astronominin Kısa Tarihi...

İlk Yapay Radyo dalgası 1886'da Heinrick Hertz Tarafından Laboratuvarda üertilmiştir. Bugün ise artık yaşamımızın büyük kesmine yerleşmiştir.

Bell Laboravarlarında 1927 yılında ilk kıtalararası telsiz-telefon bağlantısı kurulduğunda. Hat üzerinde parazitler vardı ve bunun frekans değiştirilerek çözüleceği düşünülerek, 60khz den 10-20Mhz'e yükseltilmesine rağmen parazitlerden kurtulunamadı. Karl Jansky bir anen tasarlayarak 360 derece dönebilen bir kasnak tasarladı ve alıcı frekansını 20,5Mhz e ayarladı. Hışırtının yıldırım ve şimşeğin etkilerinden şüphelendi ama sürekli hava durumundan bağımsız bir hışırtının var olduğunu gördü. 1933 yılında Jansky Bu sinyalin bir kısmının gökadamız samanyolunun merkezinden geldiğini anladı.Ve Radyoastronomi böylece kurulmuş oldu...

Samanyolu'nun radyo ışımasının 20Mhz dolayında yaklaşık en üst düzeyinde olduğu ve frekansta değil yıldızlardan en ufak bir sinyal almak, Güneş'i bile gözleyemeyeceğini de elbette bilmiyordu.

1940 yılında Grote Reber, 9,5 metrelik radyo teleskopu ile 1,9 metre dalgaboyu ile samanyolu'nun ilk radyo haritasını yaptı.

İkinci Dünya savaşında gelişen Radarlar savaş sonrası radyoastronomi amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. 1946'da Arthur Covington Kanada'da Güneş'ten gelen radyo dalgalarını 10,7 cm'de düzenli olarak izlemeye başladı. Güneşten gelen radyo ışınımı ile 11 yıllık güneş döngüleri ile uyuştuğu anlaşıldı. (Bu lekelerin bulunduğu yerlerde 1 milyon dereceden daha sıcak olmalıdır.)

Hollandalı bilimciler, J.H. Oort'un önceliğinde 7,5 metre çapındaki Alman Würzburg radarlarını kullanarak Samanyolu'nun yapısını incelemeye başladı.

İkinci Dünya Savaşında İngilizler V2 uçan bombalarını(Almanların) izlemek için kullanılan radarlar ayrıca atmosfere girerek sürtünmeden dolayı yanan göktaşlarını izlenebileceğini anladılar. Bernard Lovell aynı yöntemle kozmik ışınımın yankılarını dünleyebileceğini düşünerek işe koyuldu ancak çok iyi bir göktaşı izleme işi yaptı.

Ulusal Astronomi Birliği 1955 yılında Samanyolu'nun merkezinin yay(Sagittarius) takımyıldızı yönünde olduğunu ilan etti.

Atmosferdeki Atom ve Moleküllerin gelen kozmik,gama,x ve morötesini absorblaması sonucu ışınımın bir kısmını geçiren pencereye, Atmosfer Penceresi adı verilir. Bu pencere yüzünden ışınımların şiddetinide bağlı olarak; Kozmik,Gama,X ve moröetesi bölge ile bazı yerlerde görünür bölgenin bir bölümünüde engelleyerek gözlemi engeller. Bu görünmeyen bölgelerin gözlemi uzay çalışmaları ile kısmen aşılmıştır. Atmosfer Penceresi 15MHZ ile 600GHZ (20m ila 0.5mm) arasında tanımlanır ve coğrafya hava koşullarına göre değişebilir. Örneğin radyo penceresi, deniz düzeyindeki bir teleskop için, iyonküreye (iyonosfer) bağlı olarak ,yaklaşık 15 MHZ'den başlayıp, havakürede diğer kimyasal elementler tarafından, özellikle oksijen(O2) ve su buharı(H2O), yaklaşık 100GHZ dolayında sınırlanır. Daha yüksek frekanslarda Gözlem yapabilemek için, radyo teleskopların da tıpkı optik kardeşleri gibi yüksek dağlara yerleştirilmesi gerekir. 15MHZ-100GHZ (20 metre ile 3 milimetre) aralığındaysa böyle bir zorunluluğu yoktur. Dağdaki bir radyo teleskopla 0.5milimetre dalgaboyuna kadar ölçüm alabilir. 0.1milimetre ve altındaki ölçümler yapabilmek için radyopencersini genişletmek gerekir, bunun içinse bir uçağa teleskop yerleştirip yükselmek gerekir.

Optik Pencere, Metrenin Milyonda 0,3'ü ile 0,8'i arasındadır; yani radyo penceresi optikten çok çok daha geniş bir aralığı kapsar (optik pencereden yaklaşık 1 milyon kat daha geniş). O yüzden radyo bölgesi daha çekicidir.

Bugün Radyoastronomi eskisine nazaran çok gelişti, ilk yapılan çanak biçimli anten NRAO'nun Grote Reber'in 9 metrelik radyo anteni idi. Şu an Dünyanın hareketli en büyük teleskopu Almanya'da(Bonn) Effelsberg radyo anteni 100 metre çapında ve 3200 ton ağırlığında. (Max-Planck Enstitüsü tarafından işletilmekte). En büyük çaptaki teleskopu ise 300 metre çaplı Arecibo Teleskopu ve interferometre(girişimmetre) yöntemi ile birden fazla teleskopu aynı anda kullanan VLA,DRAO,VLBI(Uzay teleskopu'da dahil) ve şuan ki ALMA ve SKA teleskopları...